Sayfalar

akdeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akdeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2013 Pazartesi

şarap yanında atıştırmalıklar, rose...

efendim, hangi şarap neyle iyi gidermiş, yok bu tanenli, öteksi meyveliymiş ben bilmem. şaraptan anlamam. adı bach olduğu için hep bach şarabı alırım, beyaz, rose, kırmızı, köpüklü, gazlı, fırkateynli, ne denk gelirse.

şarapla peynir iyi gidiyor, evet. ama hangisiyle hangisi yine bilemiyorum. kafama göre takılıyorum ve gayet de keyif alıyorum

italyan mutfağı asla peynirle balığı yan yana getirmiyor diye, ikisi uyumsuz mu yani?

ne denk gelirse...
ne var burada?

cured, dedikleri, burada curado bilmemne peyniri. sol taraftakiler.

birinin üzerinde çektirilmiş balzamik, ortadakinde tereyağında kavrulmuş badem, diğerinde bebek enginar konservesi.

turuncu iki dilim mimolette. üzerinde genovese sos, ticarisini aldım, yapmadım. diğerinde yeşil zeytin.

sol üst, somon füme ve limon, zeytinyağı, ekstra ekstra ekstra virgin.

diğerleri ise, jamon serrano ile sarılı, sarımsak ve acı biber eşliğinde ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağı ile tavada kızartılmış karides. jamon serrano efendim, bir domuz ürünü, bir tür bacon de geç, bu taraflara özgü. tapaslarda rastlanabilir türden bir nane.

türkiye'de olsam direkt pastırma kullanırdım yerine.


yanına da açtım rose bir bach.

fucking delicious, tam keyif pezevenkliği işi bu...


yine mi ceviche? evet yine ceviche, deniz taragi ve guacamole sosu ile bu kez...

bu kez mutfakta ne varsa onunla yapmak yerine, sırf bunu yapmak için markete, balıkçıya vs uğradım. malum tabak düzeninde tam bir fecaat örneğiyim, ama yavaş yavaş üstesinden geleceğim bunun da. bizzat işin ehillerinden tüyolar alıyorum.

bu mühim tabii.

neyse efendim, biraz fazla şey içeren bir şey oldu, aslında bu tek tabağı iki tabağa bölsem yine olurmuş. neyse. lafı fazla uzatmadan geçelim olaya.

arayıp taze taze bir deniz tarağı buldum ve de sırf temizlemesini öğrenmek için temizleyerek başladım işe.

dur, yöntem bu değildi, ne lazım ile başlıyorduk.



ne lazım?

bir deniz tarağı,
bir avokado, yumuşak,
ekşi krema,
mor bir soğan,
limon, lime, portakal,
sarımsak,
acı, tango kırmızısı biber, chilli,
kuşkonmaz,
saçma sapan yeşillikler,
bebek mısır, koçanıyla beraber mısır konservesi, ne lan bunun adı?
havuç,
minik turplardan,
minik cherry domates, ama ben bunun da kumatosunu kullanıyorum,
4 farklı tür mantar,
bir bebek enginar konservesi,
kişniş yaprağı, 2-3 adet,
maydonoz bir iki tutam,
çektirilmiş balzamik, sırrını ileride yazarım, şahane bir metodum var,
ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağı,
tuz, karabiber,
at kafası.

nasıl yapılır?

efendim deniz tarağını cillop gibi temizliyoruz. daha evvelki ceviche tarifindeki yöntemle hazırlıyoruz, ama bu kez mor soğanla ve yeşilliklerle. tek fark avokadoyu doğramayıp guacamole sosunda kullanıyoruz. guacamole sos? avokadoyu ez ez ez, birebir krema ile karıştır, biraz da zeytinyağı. limon da eklenebilir ama ceviche zaten aşırı limonlu olduğundan dengelemesi için bu kez eklemedim.

efendim kuşkonmazı haşlamak, havucun ortasıyla beraber. sonra bir adet mısır koçanıyla sularını iyice kurutup tabağa koymak üzerine ve etrafına çektirilmiş balzamik sirke.

deniz tarağının kabuğunu kaynar suda beş dakika bekletip iyice temizlemek, tanağa yerleştirmek ve içerisine ceviche'yi koymak. üzerine jülyen soğan, önüne sos.

tabağın karşı tarafına, zeytinyağında kısık ateşte sarımsak ve acı biberi kavurduktan sonra eklenip sotelenmiş mantar ve enginar konservesi. üzerine kişniş, tuz, karabiber ve maydonoz.

tabağa yerleştirdikten sonra yanına bir dilim mimolette. bir kenara turp ve lime dilimi.

rose bach şarap ile mideye indirmece.

12/10, fucking fucking delicious!!!


9 Kasım 2013 Cumartesi

firinda sebzeli spagetti - bir de salata, cok isterlerse...

...vejetaryenler de yiyebilir. salatada bir malzeme değişikliğine gidersek tabii...


fırında makarna makarnası alıp, fırında makarna tarifiyle fırında makarna yapmadım hiç.

fırında makarna yapılıyorsa, sanırım bu şekilde olmalı, diyerek kendim giriştim işe hep.

fırında makarnanın iyisi nasıl yapılır, içine ne koyulur, hangi makarna kullanılır ben anlamam. ben mutfağa bakarım, ne varsa ondan yemek yaparım.

bakalım, fucking delicious olabilecek mi?

cillop dedikleri bu...

ne lazım?

1 kişilik makarna kısmısı için:

spagetti
çedar peyniri, 3 dilim, isteyen kaşar, mozarella vs kullansın, ben bunu kullandım.
brokoli, bir miktar,
veled-i enginar konservesi, 1 adet,
4-5 ufak mantar, sapsız,
bir tatlı kaşığından hallice halis mulis tereyağı,
ekstra ekstra ekstra virgin zeyinyağı,
sarımsak, bir diş,
soğan, kuru,
acı, tango kırmızısı biber,
tuz, karabiber,
maydonoz, az miktar,
limon,
birkaç badem içi (maksat çeşni olsun),
minare gölgesi.

salata kısmısı için:

yeşillikler,
badem içi,
ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağı,
limon,
domates, kumato türü kullanıyorum malum,
gaucha sosu (bir tür baharatlı, sarımsaklı mayonez, arjantin kökenli barbekü sosu, sen ne istersen onu ekle, istersen ekleme, başka sos ekle, piyasa sos kaynıyor)
ton balığı ( balık da yemeyen vejetaryen arkadaşlara tavsiyem bunun yerine mantar soteleyebilirler)
közlenmiş kırmızı biber
davul tozu.

veya canın hangi salatayı isterse onu yap, istersen hiç yapma...

nasıl yapılır?

salata kolay, gaucha sosuna biraz zeytinyağı ve limon ekleyip karıştır, sonra doğranacakları doğra,  hepsini birbirine karıştır. salata hazır.


gelelim civcivli makarna kısmına,

civcivleri ve mantarları küp küp doğruyoruz. brokolileri küçük parçalara ayırıyoruz, enginar konservesini yaprak yaprak ayırıyoruz. peynirleri şerit şerit doğrayıp maydonozları kıyıyoruz.

zeytinyağını biraz tavaya ekliyoruz, kuru soğanı 1 dakika kavurup, doğranmış, ezilmiş veya rendelenmiş sarımsak ve kıyılmış tango kırmızısı acı biberi ekliyoruz içine. yarım dakika sonra, üç beş bademi, mantarları, brokolileri ve yaprak yaprak soyulmuş enginarı ekleyip, birkaç damla da limon suyunu da damlatıp altını kısıyoruz, tuz ve karabiber de tabii ki. bu arkadaşı ara ara karıştıralım ve suyunu çeksin.

spagettiyi al dente pişirip, süzüp tavadaki suyunu çekmiş arkadaşların üzerine ekliyoruz ve beraber 2 dakika tavayı ileri geri sallayıp, içindekileri hoplatmak suretiyle iyice suyunu çektiriyoruz.

fırına sokacağımız toprak kabı alıyoruz ve tavadakileri içine boşaltıyoruz.

üzerini peynirlerle kaplayıp maydonozları serpiştiriyoruz. biraz karabiber öğütüp tereyağını tepeye konduruyoruz.

fırına veriyoruz.

peynir renk değiştirince çıkarıp, salata ve rose şarap eşliğinde işkembeye indiriyoruz.

rose şarap demişken, pembe panterin adı ispanyolca la pantera rosa...

güllü panter...


netice:

fucking delicious!!!

daha evvel yapmıştım buna benzer. bazen kabın dibinde bir miktar su kaldığını gördüm. kullandığım ekipmana göre her defasında yeniden ince ayar gerekse de, tavada çevirme faslında makarnayı bozmadan bu suyu giderilirse, fırına pek iş düşmüyor.

7 Kasım 2013 Perşembe

tagliatelle enginara - veya enginarli makarna mi desek?

spagetti carbonara yediğiniz zaman, yediğiniz şey karbonlu spagetti olmasa da, ben dilbilimci değilim, yaptığım bu enginarlı tagliatelleye benzer bir biçimde tagliatelle enginara adını vermeyi uygun gördüm.

bu arada hepimiz karbonuz, neyse efendiler, devam.

barri gotic tarafarında bir mekan var, teyze şahane makarnalar satıyor. uğradığımda 3-5 türden alıp evde depoluyorum.

teyzenin spagettileri, mantarlı vs.li raviolileri, fettucineleri ve bugünkü yaptığım gibi tagliatelleleri şahane.

tagliateller, eller eller,
eller, eller, eller...

yıldırım gürses,

neyse,

malum burada evde ne varsa onunla yemek yapılır ve kayda geçirilir genelde ve bu yemek toplamda 10 dakikada işkembeye indirilmeye hazır olup, 5 dakikada yenmişir.

bu biber tabii ki yemedim, ama tango kırmızısı biber bu...
şarabın etikete de yağ sıçramasaymış, iyiymiş...



ne lazım?


makarna, ben tagliatelle kullandım, kuru değil, sen ne istersen onu kullan.
veled-i enginar konservesi, sen direkt taze enginar kullanacaksan, yarım ilmon ve yarım soğanla 25 dakika haşla, öylesi daha güzel olacaktır eminim,
bir kaç parça brokoli,
karides, soyulmuş, nü. gerekli değil, 5-10 parça kalmıştı, kullanayım dedim,
bu sefer dry beyaz şarap yerine kırmızı ile pişirdim, kırmızı şarap,
soğan, sarımsak,
acı, tango kırmızısı biber,
ekstra ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağı,
tuz-karabiber,
bir ince dilim mozarella, isteyen kaşar kullansın, isteyen parmesan, isteyen, neyse,
damlatmalık limon,
su, tariflere suyu neden yazmalar ki? su da şart
şeytan tüyü.

nasıl yapılır?

efendim, jamie oliver reyiz der ki,

ister ravioli yap, ister makarna,
tadı benzemeli deniz suyuna.

makarna pişirirken sudaki tuz miktarını böyle düşünün.

bu yaş makarnanın al dente pişme süresi kaynar suda 3 dakika. paket makarnalarda zevkinize kalmış.

makarna kısmı sorun değil.

efendim ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağımızda soğanları kavurduk ve bir dakika sonra sarmısak ve acı biberi ekledik. 20 - 30 saniye sonra enginarları ikiye bölüp dizdik, veled-i enginar demişim, küçük enginar bunlar, kalbi değil. kabuklarıyla yani.

ardından brokoliyi de ekledik.

karidesleri de ekleyip karideslerin rengi döner dönmez kırmızı şarapla olayı tamamladık ve çektirdik.

bir miktar limon damlatıp makarnanın üzerine güzelce ekledik.

ince dilimlenmiş mozarellayı da üzerine yerleştirdikten sonra yeşilliklerle tamamladık ve sonunda kendime göre bir şarap bulmuş olmanın mutluluğuyla almış olduğum "BACH" marka şarap eşliğinde afiyetle yediiiiik.

netice:

8/10, fucking delicious...

biraz daha kıvamlı bir sos şeklinde yeniden denenebilir...



6 Kasım 2013 Çarşamba

paella ile domates dolmasi?

bundan tam da dolma içi olur moruk...

tabii anlamadı allah'ın perulusu, türkçe söylemiştim, nereden anlayacak? kendisinden envai çeşit güney amerika yemeği öğrendiğim ve burada ilerleyen zamanlarda bunları paylaşacağım sevgili arkadaşım perulu jose ile ilk paellayı işkembeye indirdiğimde kafamda bir floresan yanmıştı.

kafamda artık ampul yanmıyor malum ampulden sonra, floresanı bugün tekrar yakıyorum:


evet, ulan bu paella ile dolma yapsak?  zaten italyan mutfağında ufak domatesleri yengeçle doldurdukları da vaki...


hazır bir önceki tariften kalma malzemeler varken...

aslında dolmalık biber veya başka şey yoktu, markete gitmeye de üşendim. zaten bu blogdaki yemeklerin amacı biraz da mutfağa bakıp var olanlarla takılmanın kayda geçmesi.

evet elimde tomate kumoto vardı yine doldurulabilecek. aslında bu domatesin ne menem bir şey olduğuna google'dan bakıp, zaten biliyordum bunu peh, havasıyla yazabilirdim ama, stilim asla böyle değildir.

evet, evvela paella yapımını araştırmıştım. oldukça fazla sayıda farklılıklar içeren yapımına rastladım. birden fazla mekanda tattım.

neticede paella yapan kişiye özel ve her elde farklı bir hava barındıran bir yemek.

elimde hakkını vererek yapacak malzeme olmasa da, paellayı mantarlı olacak şekilde yaptım. domatese doldurdum ve afiyetle yedim. şimdi de yazıyorum, buyrun.

sunum hususunu iplemem lazım...


ne lazım?

pirinç,
beyaz şarap,
mantar, bir miktar,
mozarella, bir miktar,
karides, bir miktar,
et, tavuk vb suyu, aldığı kadar.
zeytinyağı, ekstra ekstra ekstra virgin,
limon,
domates veya doldurabilecek başka şeyler
sarımsak, bir diş kadar,
acı, tango kırmızısı biber,
soğan,
maydonoz,
tuz - karabiber, ekstra baharat, ama paella safransız olmaz, bende şu an yok,
minare gölgesi.

nasıl yapıyoruz?

evvela tavaya ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağını koyup ısıtıyoruz. ince kıyılmış soğanları ve bir dakika sonra ince kıyılmış sarımsak ve acı biberi ekliyoruz.

sonra buna pirinci koyup, evirip çevirip et suyunu ekliyoruz.

bu noktadan sonra zinhaar karıştırmıyoruz, risotto yapmıyoruz neticede.

suyunu çekmeye yakın mantar ve karidesleri ekleyip, bir miktar beyaz şarap ve limon suyu ekledikten sonra tekrar çektiriyoruz.

bundan sonrası doldurma işi.

doldurmak için soğumasını bekledim. neden? içimde öyle bir his doğdu da ondan.

domateslerin içini boşaltıp o esnada mideye indirdikten sonra, çine biraz tuz ekleyip, çakma paellayı domateslerin içine doldurmaya başlıyoruz. benim bu bir miktarlar 8 domates doldurdu.

her domatesin üzerine mozarella ekleyip maydonoz serpip fırına domatesler ölünceye ve mozarella eriyip bir miktar yanıncaya kadar veriyorum

tabakta yeşillik ve füme somon ile servis edip, saçma sapan köpüren pembe şarapla mideye indirmece....

netice:

extremely fucking delicious...

10/10...

5 Kasım 2013 Salı

biririne benzer iki yemeği biraraya getirdigimizde...

acaba ne olur?

evet, fucking delicious mı olacak, yoksa fucking disgusting mi olacak?

"tapas" denildiği zaman, basit görünen, lakin sadece sosun bile 77 malzemeden yapıldığı naneler akla gelse de, bazısı gerçekten oldukça basittir moruk.

en fazla tüketilen tapas, şüphesiz ki ileride burada üzerinden geçeceğim "patatas bravas" olmakla birlikte, ona kafa tutanı ise sarımsaklı mantar.

italyan mutfağını araştırdığım vakitlerde, genelde farklı pişirme teknikleri, farklı yağlar - zeytinyağı, tereyağı veya beraber - kullanılarak yapılan sarımsaklı karides.

ikisinin de kalan malzemeleri ve pişirilmeleri neredeyse aynı.


şimdi bu akdeniz mutfağının iki baba yöresinden benzer iki tarifi aynı tabakta biraraya getiriyoruz.

basit iki yemek, ancak devlerin buluşması. trevanian'ın da dediği gibi, bilgilerden geçip, basitliğe varmalı yeğenim.

tutup da burada 72 saat yapımı süren karmaşık yemeklerden bahsederek hemen korkutmamalı el alemi, değil mi?

minyatür makineyle bu fotoğrafa dua et.


ne lazım?

bu, bir kişilik malzeme. çünkü kendime yapıyorum.

mantar, bir miktar,
karides, 13-15 adet soyulmuş, kabuksuz, nü. gerçi gordon paşa bunu kabuğuyla yapıyor,
sarımsak, 2 diş veya bir fildişi boyutu,
maydonoz, 3 - 5 dal, kıyılacak,
acı, tango kırmızısı biber, chilli,
ekstra ekstra ekstra ekstra virgin zeytinyağı (sanırım sızmanın da sızması oluyor),
halis mulis tereyağı,
tuz - karabiber,
bir limonun çeyreği,
davul tozu

nasıl olacak bu iş?

moruk, mantar suyunu epey salan bir arkadaş. karides öyle mi? aynı anda yapmak yemedi şu anda.

onun için şöyle bir yol izliyoruz:

tavaya zeytinyağını koyuyoruz, ben diyeyim yarım çay bardağı, sen de bir çay bardağı, ama fazla olmasın. kızdırıyoruz. ince doğranmış 2 diş sarımsakla ince kıyılmış acı kırmızı biberi bunda şöyle bir çeviriyoruz ve mantarları ekliyoruz. tuz ve karabiber.

bu esnada, fırına vereceğimiz toprak kabın içine tereyağı koyup bir miktar ateşte kabı el yakmayacak şekilde ısıtıp eritiyor ve limon suyuyla karıştırıp karidesleri içine diziyoruz.

mantar suyunu salıp çektikten sonra, tavada ne var ne yoksa karideslerin üzerine boşaltıyoruz ve önceden ısıtılmış fırına veriyoruz.

kaç derece?

fırınlara güvenmiyorum, söyledikleri derecede takılan fırını bir tek bizim analitik kimya laboratuvarında gördüm. onda bile hatırı sayılır sapma var. yeterince sıcak olacak işte arkadaş.

ben diyim 250, sen de 190. celcius tabii ki.

üzerine mantar ekledikten sonra siz nasıl göreceksiniz bilmem, ama benim her şeyi gören gözlerim karideslerin rengi değişince fırından çıkartıyor.

en son üzerine maydonoz serpiştiriyoruz.

koyu yeşil - koyu bordomtırak domatesle, adı tomate kumato, türkçesi nedir, bilmiyorum, hazırlanmış bir salata ve rose şaraptan dönme şampanyamsı saçma sapan bir içecek eşliğinde mideye indirmece...

netice:

fucking delicious!!!

daha evvel ayrı ayrı yapmıştım, birarada yapmak için biraz daha tecrübe etmeli ve doğru yolu bulmalı.

neticede, sarımsakları biraz yakıp, tereyağını fazla kaçırdığımdan ve mantarı biraz sulu bırakıp acele etmemden ötürü: 8/10. adamakıllı yapsam 10/10 olurmuş.


maliyet hususunda da değerlendirmelerim olacak fakat şu an değil. 400 g karidesi 2.35 euro'ya, extra virgin zeytinyağının litresini 1 litre bilmemneorras suyundan ucuza aldığım yerde bu yemeğin maliyeti artistik soslu makarna kadar bile tutmuyor.